Markalar ve Doğum Günü Tebrikleri

Malum, markalar bize kendimizi özel hissettirmek ve daha yakın olabilmek için doğum günlerimizi kutlama fırsatını hiç kaçırmıyorlar. (Yanlış anlamayın, bu aslında güzel birşey.)

Yaklaşık 15 gün önce doğum günümdü. Eşimden dostumdan aldığım doğum günü tebriklerini bir kenara bırakıyorum. Doğum günümü kutlayan markaları ve bende oluşturdukları etkiyi, farklı açılardan, incelemek istedim. (Evet, yoğunluktan ancak şimdi yazabiliyorum.)

Birthday-clip-art-5

Doğum günümü kutlayan markalar:

Turksportal.net, YapıKredi, GittiGidiyor, Digiturk, Turkcell, Yemeksepeti.com, IETT, Felsefe.net ve Limango

Fark ettiğim en önemli şey; bir marka "en" olmadığı sürece çok da büyük bir etki yaratamıyor.

Önem sırasına göre "en"lerimi ve sebeplerini 3'den geriye sıralayarak yazımı bitereceğim.

3- En önce: Turksportal.net, doğum günümü ilk kutlayan marka oldu. E-mail'in bana ulaştığı saat: 00:01. Bu forumu artık kullanmasam da, en azından bir süre daha unutmayacağım.

2- En şaşırtan: IETT, hem e-mail hem de sms ile doğum günümü kutladı. Evet, akbilim var. (ki İstanbul'da yaşayan herkesin kullanmasa da bir şekilde sahip olması gerekiyor bence.) Hiç beklemezdim, bu nedenle beni şaşırttılar.

1- En iyi: Yemeksepeti.com, kullanıcıların ismine özel (her isme olmasa da, birçoğu için) doğum günü videoları çekti. Oyuncu olarak da kendi çalışanları yer aldı videolarda. (Oh, casting'den yırtmışlar demeyin. Böylesi çok daha samimi.)

Son olarak sizi Yemeksepeti.com'un videosu ile baş başa bırakıyorum. Hoşçakalın.

http://iyikidogdun.yemeksepeti.com/?u=%7Ba2f7bcb4-9fd5-4f90-9e29-5fce8e43a491%7D

DYG Yeni Medya Düzeni 2011 - Aklımda Kalanlar

Bildiğiniz gibi Yeni Medya Düzeni Konferansı'nın ikincisi 5 Ekim'de gerçekleşti. Biz de Digitaliz olarak  oradaydık.

Julian

Konferans Wikipedia'nın kurucusu Jimmy Wales ile başladı, DFJ Global Network'ün kurucusu Tim Draper'ın video bağlantısı, Alibaba.com'un Başkan Yardımcısı Brian Wong, Perfect World Entertaintment'ın Başkan Yardımcısı Alen Chen (Levent Erden'in sorularıyla), Yazar ve Danışman Tom Chatfield ile devam etti ve Wikileaks denince akla gelen ilk isim olan Julian Assange'ın video konferansı (Oğuz Haksever'in sorularıyla) ile sona erdi.

Konferans yeterli miydi veya adının hakkını verdi mi, bundan bahsetmek yerine aklımda kalanları paylaşayım, kararı siz verin.

DYG Yeni Medya Düzeni 2011'den Aklımda Kalanlar:

1- Jimmy Wales, maddi gelir elde etmeye odaklanmış birinden çok dünyayı değiştirmeye çalışan ve bu uğurda çok emek harcayan bir aktivist.

2- Tim Draper, klasik eski kafalı iş adamı gibi görünse de çok vizyoner ve yaptığı hatalardan ders çıkarmaya bayılan ve bunu herkese tavsiye eden bir optimist.

3- Brian Wong, bol bol Alibaba.com'un reklamını yaptı. Şirket vizyonlarından en çarpıcısı şirketi 102 yıl ayakta tutmakmış. (Sebebi 1999 yılında kuruldukları için 2101 yılına girdiklerinde 3 asırdır faaliyet gösteren ilk e-ticaret portalı olmak)

4- Alan Chen, online fantazi oyunlarındaki "pay for free" sisteminden bahsetti. (Bu konuda daha detaylı bilgi isterseniz sorabilirsiniz)

5- Julian Assange, ABD'nin Türkiye ve dünyadaki kuklacı olma isteğini nasıl kararlılıkla sürdürdüğünden, Kurtlar Vadisi Filistin'i izlediğinde şaşırdığında (iyi anlamda) kadar birçok konuya değindi. Ayrıca uzun bir süredir İngiltere'de ev hapsinde.

6- Birinin e-mail adresine ulaşmak istiyorsanız, genellikle "isim @ şirketin web adresi"ni deneyin. Tim Draper'dan Alan Chen'e kadar çoğunun bu şekilde.

7- Chooseclick.com'un kurucusu Türk girişimci Tim Draper'a ulaşmak için konferansa gelmiş ve onunla konuşarak yatırım istedi ve girişiminin ismini Tim Draper'a not aldırttı :)

8- Julian Assange, video bağlantısında göründüğünde salonda alkış kıyameti koptu, kahraman gibi karşılandı.

 

Aklıma gelen başka noktalar oldukça yine buraya ekleyeceğim.

idefix Rezaleti

idefix ile yaşadığım sorunu anlatacağım sizlere. Bu siteden alışveriş yapıyorsanız, yapmaya devam eder misiniz, bu artık sizin tercihiniz.

Dün idefix'den bir kitap satın aldım, çok sevdiğim birine hediye.

Kitabı alırken, hediye paketini seçtim, bir not yazdım ve fatura gönderimi için de farklı bir adres verdim.

Bilin bakalım, ne oldu.

Hediye paketi yok, yazdığım not yok ve fatura, hediye ile aynı adrese gönderilmiş.

Doğal olarak çok sinirlendim ve müşteri hizmetlerini aradım.

Asıl cümbüş şimdi başlıyor...

idefix

Müşteri hizmetlerindeki bir bey bana 9 senedir böyle birşey olmadığını ve yanlış gördüğümü söyledi.

Size bir sır vereyim mi? Müşterini yalancılıkla suçlamak öyle kolay değil.

Kendisine idefix'den gelen maili birebir gönderdim, tabi ki cevap yok.

Merak edenler için bu da siprariş sonrası idefix'den gelen bilgilendirme: 

Müşteri hizmetlerini tekrar aradım, sorunumla ilgilenen (!) beyi istedim, telefondaki hanımefendi sorunumla kendisinin ilgilenebileceğini söyledi, derdimi tekrar anlattım ve beni arayacaklarını söyledi.

Bu sürede çok sinirli olduğumu ve bu sorunu nasıl çözeceklerini çok merak ettiğimi söyledim. (Gerçekten bu sakinlikte)

Allah için, aradılar.

Çözüm önerileri ne?

Aynı kitabı, hediye paketi yapıp tekrar göndermek.

E ama kitap zaten gitti, üzerinde kocaman fiyat etiketiyle gitti hem de.

Zaten yalancılıkla suçlandıktan sonra böyle bir çözüm önerisiyle gelmelerini çok da yadırgamadım.

 

Sevgili idefix Yetkilileri,

Ben de bir süredir hem kişisel, hem de ajans kapsamında markalara danışmanlık veriyorum bu ve benzer konularda. Eminim ki, CRM böyle yapılmaz.

Blogger'a Erişim Engeli ve Digiturk

Media_httphakanetwork_jggpo
Geçtiğimiz günlerde yasaklı siteler arasına bir yenisi eklendi; popüler blog sitesi "blogger.com". Digiturk'ün yayın haklarına sahip olduğu Spor Toto Türkiye Süper Lig müsabakalarının Blogger tabanlı bloglarda illegal olarak yayınlandığı gerekçesiyle açtığı dava sonucunda; Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi siteye erişimi engelleme kararı aldı. Haberin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz. Bu haber blog yazarları tarafından sosyal paylaşım ağlarında ve özellikle Twitter'da büyük tepkiye neden oldu. Hatta #blogumadokunma "hatchtag"i ile Digiturk günah keçisi seçildi.
Media_httphakanetwork_cwmad
Sonrasında Digiturk Genel Müdürü Ertan Özerdem suçun Google'da olduğunu, defalarca yaptıkları girişimlerin Google tarafından sonuçsuz bırakıldığını açıkladı. Haberin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz. Tabi ki bu yanıt kimseyi tatmin etmeye yetmedi ve tepki aynı hızla büyümeye devam ediyor ve Digiturk tarafında kriz halini almış durumda. Bir yanda özgürlüğü kısıtlanan Türk İnternet Kullanıcıları, bir yanda yayın hakları ihlal edilen Digiturk, bir yanda yasaklanma kararını veren Diyarbakır 5. Asliye Ceza Mahkemesi, diğer bir yanda ise kendi platformu üzerinden yapılan ihlaller konusundaki denetleme mekanızması ülkelere göre farklılık gösteren Google. Burada sorulması gereken 2 çok önemli soru var.

Soru 1: Kim bu durumdan ne kadar ve nasıl zarar gördü?

Türk İnternet Kullanıcıları - İşlemedikleri bir suçtan dolayı blog yazma ve okuma özgürlükleri ellerinden alındı. Digiturk - Marka itibarı zedelendi ve müşteri kaybetti. Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde Yargı - Kullanıcılar Digiturk'ü günah keçisi seçtiği için yargı, sansürcü anlayışı benimsediği öne sürülerek bir nebze de olsa etkilendi. Google - Hiç etkilenmedi.

Soru 2: Kim neden suçlu?

(Bu sefer yukarıdaki sıraya tam tersten başlayalım.) Google - Şirket olarak ülkelere kafa tutabilecek bir noktaya geldiği için midir bilinmez; ülkeler üstü bir internet hukuk sisteminin gelişmesine önayak olmadı veya yapılan çalışmalara gerekli ilgiyi gösterip gerekli yatırımları yapmadı. Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde Yargı - Alınan kararlar sonucunda (youtube vb. diğer sitelerin kapatılması) oluşan "sansürcü yargı zihniyeti" algısını bozmak adına hiçbir basın açıklaması yapmadı veya yetersiz bir biçimde yaptı. Digiturk - Dünyadaki ve Türkiye'deki örneklere bakmaksızın (dünyada Napster - Metallica örneği, Türkiye'de ise diğer site kapatma davaları) ve marka algısının nasıl değişebileceğini öngöremedi. Türk İnternet Kullanıcıları - Günah keçisi bulabilmek adına en zayıf halkayı, yani Digiturk'u seçtiler ve özgürlüklerinin kısıtlanmasında neredeyse tamamen Digiturk'u sorumlu tuttular. Gerçekten öyle mi? Sadece farklı bir bakış açısı...