İçeriğe geç

En İyi İçeriği Üretmek için Gereken 3 Bileşen

Bu başlık sizi ilgilendirmiyorsa; tam da burada okumayı bırakıp, vaktinizi size daha yararlı olacağını düşündüğünüz şeylere harcayabilirsiniz. Ama konu biraz bile ilginizi çektiyse, bu yazı size en azından farklı bir bakış açısı kazandırabilir. Öncelikle içeriğin kısa bir tanımını yapıp, ardından iyi içerik üretimi için gerekli bileşenleri ve sonrasında da çok başarılı bir örneğin yapım sürecini inceleyeceğiz.

İçerik Nedir?

İyi içeriğin ne olduğunu tartışmadan önce; içeriğin (content) ne olduğunu açıkça ortaya koymak gerek. İçerikpaylaşılabilir hale getirilmiş bilgi veya bilgiler topluluğudur. 

İçerik üretimi için kullanılan birçok formül ve method mevcut. Anlatılmak istenilen hikayeye, mesaja, üretim tekniği ve bütçeye göre seçilecek yöntem de farklılık gösterecektir. Sizinle kendi formüle ettiğim bir yöntemi paylaşacağım. Hemen sonrasında bir örnekle anlatacağım bu yöntem, 3 ana bileşenden oluşuyor.

En İyi İçerik için Gereken 3 Bileşen:

1- Creative Mind (Yaratıcı Akıl): Vermek istediği mesajı ve/veya anlatmak istediği hikayeyi hangi çerçeveyle anlatacağını bilen veya en yakın şekilde öngörebilen/öngörmesi beklenen kişi/bileşen.

2- Wizard (Sihirbaz): Sıradan olarak varsayılan unsurları birleştirerek, olağandışı bir durum/sonuç oluşturabilen kişi/bileşen.

3- Master (Usta): Hayalin, duyu organlarıyla algılanabilen bir esere dönüşmesini sağlayan kişi/bileşen.

Bu 3 bileşeni somut bir örnekle pekiştirelim. Günümüzde en çok para harcanan ve ilgi gören içerikler bildiğiniz gibi film ve diziler. 2014’te vizyona giren Intersteallar (Yıldızlararası) benim kişisel olarak çok beğendiğim filmlerden (içeriklerden) biri. (İzlemediyseniz mutlaka tavsiye ederim.) Tüm filmi değil ama film müziklerinin seçimi üzerinden yaratıcı akıl, sihirbaz ve ustanın ne olduğuna yakından bakalım.

Interstellar, Christopher Nolan ve Hans Zimmer:

Aşağıdaki video, Interstellar’ın ünlü yönetmeni Christopher Nolan’ın (Inception ve The Prestige gibi birçok filmin de yönetmeni) müzik seçimi sürecinin bir kısmını anlatıyor. Bu videoyu  isterseniz şimdi, dilerseniz de yazının tamamını okuduktan sonra izleyebilirsiniz. (Yazının sonunda izlemenizi tavsiye ederim. Maalesef Türkçe altyazılı versiyonunu bulamadığım için alt yazısız versiyonunu ekledim.)

Christopher Nolan (Yaratıcı Akıl), Interstellar’ın türden bağımsız bir müziği olmasını istediğinden bahsediyor. Nolan, ancak gerçekten saf bir yaratım süreci ile bunu elde edeceğini düşündüğünü söylüyor.

Hans Zimmer (Sihirbaz) ise birçok ünlü filmin müziğini bestelemiş ve çok saygı duyulan bir kompozitör. Nolan, Zimmer’e gidiyor ve hikayesini anlatmayacağı bir filmle ilgili 1 sayfalık bir kompozisyonu (müzik) sadece 1 günde yazmasını istiyor. İpucu olarak ise sadece filmin ana karakterlerinin bir baba ile oğlu olduğunu ve birkaç küçük detayı daha veriyor. (Aslında filmde olay babası ve kızı arasında geçiyor.)

Sonrasında Zimmer, bir baba ve oğlu arasında geçtiğini düşündüğü hikaye için o muhteşem kompozisyonun ana melodisini yazıyor. Nolan, dinliyor ve tabi ki çok beğeniyor. Zimmer, filmin bir bilim kurgu filmi olacağını ve diğer detayları ise bu ilk melodiyi besteledikten sonra öğreniyor. Nolan, Zimmer için “Onu ancak bu şekilde direk olarak filmin kalbine yönlendirebilirdim.” diyor.

Nihai içerik (şarkılar) için Zimmer ve ekibi, kilise orgu ve çok güvendikleri bir org solisti (evet org solisti bana da tuhaf geldi ama İngilizce’de böyle bir kullanım varmış.) olan Roger Sayer‘la (Usta) çalışmayı tercih ediyorlar. Sonuç, muazzam. Sinema tarihindeki belki de en iyi film soundtrack albümlerinden biri ortaya çıkıyor.

Bu Kadar Uğraşmaya Değer Miydi?

Nolan, Zimmer’a filmin tüm detaylarını anlatıp bir müzik isteyemez miydi? Zimmer zaten çok iyi bir kompozitör, zaten iyi bir iş çıkmaz mıydı? Veya Zimmer’in ekibi kilise orgu kullanmak ve Roger Sayer’le çalışmak zorundalar mıydı? Tüm o ekstra zaman ve emeği harcamayarak (özellikle de zamanla bu kadar yarışılan bir sektörde) bu riski pekala da almayabilirlerdi. Yine iyi bir müzik çıkardı muhtemelen, ama “en iyisi” olur muydu, işte asıl konu bu. En iyi içeriği sunmak… Peki, neden bu kadar önemli?

Çünkü insanlar vasat içerikten, vasat kaliteden sıkıldı, artık bunu tüketmek istemiyorlar, istemiyoruz. Her zaman olduğu gibi yine daha iyisini istiyoruz. (iyinin gerçekte ne olduğu da farklı bir tartışma konusu) NetflixBluTVPuhu Tv vb. platformların ana hedef kitlesi tam olarak bu ortalama içeriklerden sıkılan insanlar. Film üretimi ve reklam içeriklerinin yeniden evrim geçirdiği bir dönemdeyiz. Bu platformlara ve pazarlama/reklam dünyasındaki içerik evrimine ise diğer yazılarda değineceğim.

Fikirlerinizi benimle yorum olarak veya sosyal medya hesaplarım (linkler ana sayfada) üzerinden paylaşmanızı rica edeceğim. Bu şekilde hem karşılıklı fayda sağlama fırsatı bulur, hem de diğer yazıların rotasını az çok belirlemiş oluruz. Okuduğunuz için teşekkür ederim.